Epson Global Anketi, İklim Değişikliğinin Tam Anlamıyla Farkında Olmadığımızı Ortaya Çıkardı — İnsanların %46’sı Hayatları Boyunca İklim Krizinden Kaçınacağımız Konusunda İyimser

Yeni araştırma, iklim değişikliği algıları ile acil durumun ciddiyeti arasındaki önemli boşluğu vurguluyor

Epson Global Anketi, İklim Değişikliğinin Tam Anlamıyla Farkında Olmadığımızı Ortaya Çıkardı — İnsanların %46’sı Hayatları Boyunca İklim Krizinden Kaçınacağımız Konusunda İyimser

Epson Global Anketi, İklim Değişikliğinin Tam Anlamıyla Farkında Olmadığımızı Ortaya Çıkardı — İnsanların %46’sı Hayatları Boyunca İklim Krizinden Kaçınacağımız Konusunda İyimser

Yeni araştırma, iklim değişikliği algıları ile acil durumun ciddiyeti arasındaki önemli boşluğu vurguluyor

 

Yayım Tarihi: 10 Eylül 2021

Kasım ayında Birleşik Krallık’ta COP 26’nın başlamasından 50 gün önce Epson, İklim Gerçekliği Barometresinin sonuçlarını duyurdu. Epson’ın araştırması, iklim gerçekliği ile insanların iklimin yıkıcı etkilerine dair anlayışı arasında potansiyel olarak zarar verici bir fark olduğunu ortaya koyuyor. Anket Asya, Avrupa, Kuzey Amerika ve Güney Amerika’daki 15.264 tüketicinin iklim değişikliğiyle ilgili küresel deneyimlerini ve algılarını ele alıyor.

Epson İklim Gerçekliği Barometresi’nin amacı, COP 26’daki tartışmaları düzenlemeye yardımcı olmak için iklim değişikliğinin etkileri konusunda daha fazla kamuoyu bilinci oluşturmak, dönüştürücü iş kararlarını etkilemek ve politika yapıcıları daha iyi bilgilendirmektir.

Gerçeklik eksikliği: İyimserlik ile kanıt karşılaştırması

Avustralya, Brezilya, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Singapur, Güney Kore, İspanya, Tayvan, Birleşik Krallık ve ABD’den bireyler Barometreye katıldı. İnsanların yaşamları boyunca bir iklim krizini önleme becerileri hakkındaki görüşleri sorulduğunda, katılımcıların yarısına yakını (%46) “çok” veya “biraz” iyimser olduklarını belirtti. Bu oran, çok ya da biraz kötümser olduklarını ifade eden %27’ye önemli ölçüde ağır basıyor.

Bu iyimserliği destekleyen en popüler nedenler, iklim değişikliği konusunda artan kamuoyu bilinci (%32), bilim ve teknolojinin çözüm sağlama yeteneği (%28) ve yenilenebilir enerjilere yönelmedir (%19). Küresel olarak, katılımcıların %5’i iklim konusunda bir acil durum olduğuna inanmıyor. Bunu inkâr edenler arasında %11 ile ABD, %7 ile Almanya ve %6 ile Birleşik Krallık listenin üst sıralarında yer alıyor. 

Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) bildirdiği üzere, insan kaynaklı bazı iklim değişikliklerinin tersine dönmesi binlerce yıl alacaktır. [i]Özellikle bir dizi küresel olay dikkate alındığında — örneğin; Şimdiye kadar kaydedilen [ii] en sıcak Temmuz, Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya’da [iii] orman yangınları ve Çin, Kolombiya ve Almanya’da görülen [iv] seller — Epson’ın İklim Gerçekliği Barometresinin bulguları, kanıtlara ve zarar verici İklim Gerçekliği Hakkındaki Farkındalık Eksikliğine karşı bir iyimserlik zaferi olduğunu göstermektedir.

Epson Avrupa Sürdürülebilirlik Direktörü Henning Ohlsson şunları söylüyor: “İklim acil durumu gözlerimizin önünde ortaya çıktıkça, pek çok insanın varlığını tanımaması, hatta aktif olarak inkâr etmesi gerçekten endişe verici. Bu, COP 26’nın iklim değişikliğini azaltmak üzere gereken kararları alması ve eylemlere ilham vermesi amacıyla hükümetler, işletmeler ve bireyler dâhil herkesin birlikte çalışması için bir uyandırma çağrısıdır.”

Gerçeklik kontrolü: Anlama ile eylem karşılaştırması

Barometre, iyimserliğin iklim değişikliğini ve dolayısıyla ölçeğini tanımadaki başarısızlığın sonucu olabileceğini öne sürüyor. Katılımcıların yaklaşık dörtte üçü iklim değişikliği ile artan küresel sıcaklıklar (%77), aşırı hava koşulları (%74) ve orman yangınları (%73) arasındaki bağlantıyı görüyor. Buna karşılık, kıtlık (%57), kitlesel insan göçleri (%55) ve böcek salgınları (%51) gibi olaylar için farkındalık yarıdan biraz fazlasına denk geliyor. Burada önemli bölgesel farklılıklar var; kıtlık anlayışı en yüksek Tayvan’da (%72) ve en düşük ABD’de (%44) görülüyor.

Birçoğu, devlet ve sektör aktörlerine ait olan acil durumla mücadele sorumluluğunu görüyor. Ankete katılanların dörtte birinden fazlası (%27) hükümetleri ve %18 işletmeleri “en sorumlu” olarak tanımlıyor. %18’e yakını kişisel sorumluluğu kabul ediyor - Endonezya en yüksek (%30), Çin ve Almanya en düşük seviyeleri (her ikisi de %11) kaydetti. Teşvik edici bir şekilde, tek başına en fazla sayıda katılımcı, sorumluluğu kolektif olarak tanımlıyor (%31).

İnsanlar krizle başa çıkmak için yaşam tarzlarında değişiklikler yapmaya istekli olsalar da bazıları harekete geçmede yavaş kalıyor. Barometre şunları gösteriyor: Katılımcıların %65’i iş ve eğlence amaçlı seyahatleri azaltmayı kabul ediyor (şu anda azaltıyor veya azaltmayı planlıyor), ancak yalnızca %40’ı azalttı; %68’i elektrikli araçlara geçmeyi kabul ediyor, ancak yalnızca %16’sı geçiş yaptı. Ayrıca, %58’i bitkisel beslenme ağırlıklı bir diyet benimsemeyi kabul ediyor, ancak sadece %27’si vegan oldu. Sürdürülebilir olmayan markaları boykot etmek gibi nispeten basit tercihlerde bile, %63’ü alışveriş alışkanlıklarını değiştirmeyi kabul etse de sadece %29’u değiştirmiş durumda.

İş gerçeği — harekete geçme zamanı geldi

İklim Gerçekliği Barometresi, birçok kişi için iklim krizinin başka birinin başına gelen bir şey olarak kaldığını öne sürüyor. Anket, katılımcıların yalnızca %14’ünün iklim acil durumuyla mücadeleden en çok sorumlu olarak büyük işletmeleri gördüğünü ve yalnızca %3’ünün küçük şirketleri (iklim değişikliğini inkar edenlerin %5’inden daha azı) gördüğünü ortaya koyduğundan, aynı zamanda her ölçekten şirket için daha büyük bir rol oynama zamanın geldiğini de öne sürüyor.

Şirketler, sürdürülebilirliği destekleyen yeniliklerle diğer işletmeleri ve tüketicileri teşvik edebilir. Epson’da bu konuya örnek olarak aşağıdaki geliştirmeler gösterilebilir: Yüksek enerji verimliliğine sahip Isısız baskı teknolojisinin kullanımı yoluyla müşteri etkisini azaltmaya yönelik girişimler ve doğal yollarla türetilmiş (plastik olmayan) malzemeler gibi çevresel teknolojilere yönelik Ar-Ge.

Ürün ve malzeme inovasyonunun ötesinde, işletmeler iklim sorumluluğunu teşvik ederek ve göstererek büyük bir fark yaratabilirler. Epson bunu daha da ileriye taşımak için şunları gerçekleştiriyor: %100 yenilenebilir elektriğe geçiş yapıyor ve RE100 yenilenebilir enerji projesi gibi girişimlere katılıyor; örneğin ürün yenileme ve yeniden kullanımı teşvik ederek kaynak döngüsünü kapatmaya çalışıyor ve permafrostu[i] korumak için National Geographic ile yaptığı çalışmalar gibi yüksek etkili ortaklıklara dâhil oluyor. yüksek etkili ortaklıklara dâhil oluyor [v].

Epson küresel başkanı Yasunori Ogawa şu yorumu yapıyor: “İklim Gerçekliği Hakkındaki Farkındalık Eksikliğinin keşfi, eylemle birlikte farkındalığın acil durumla mücadele için kritik öneme sahip olacağını gösteriyor. Epson’ın amacı, dönüşümsel bir değişiklik yapmak için bu farkındalığı kazandırmak ve şirketimiz, diğer işletmeler ve tüketicilerin ihtiyaç duyduğu teknolojileri sunmaktır. Sürdürülebilirlik, iş planımızın merkezinde yer alıyor ve önemli kaynaklarla destekleniyor; çünkü daha gidilecek uzun bir yol olduğunu bilsek de daha iyi bir gelecek inşa edebileceğimize inanıyoruz.”

 

[i] https://www.ipcc.ch/2021/08/09/ar6-wg1-20210809-pr/

[ii] https://www.noaa.gov/news/its-official-july-2021-was-earths-hottest-month-on-record

[iii] https://www.bbc.co.uk/news/58159451

[iv] https://www.reuters.com/business/environment/china-germany-floods-expose-climate-vulnerability-2021-07-22/

[v] https://www.epson.co.uk/insights/article/epson-partners-with-national-geographic-to-encourage-businesses-to-turn-down-the-heat-in-the-fight-against-climate-change2